12 Ocak 2013 Cumartesi

İsmi Karanlığa'....'

İçime dokunan bir sesi vardı fısıldarken kulağıma.
Ne söylüyordu?
Anlamsız olsa da o an o fısıltıya kapılıp uçabilirdim.
O tını, uzaktan gelen meltem rüzgarına karışmış ruhani kesik sözler.
Dayanamadım.
Duyabilmek için dahada yaklaştım yanına.
Tenine dokundum. 
-Soğuktu.
Soğukluğunun içime yaydığı ürpertiyle titredim.
Ama dahada yaklaştım.
Sanki o soğukluk candı,sanki o soğukluk benim ihtiyacım olandı.
Bunu kabullendim.
Tüm soğukluğunu hissedene kadar dokundum tenine;
Taki kalbimde donana dek...
Atmaz olan kalbim işlevini yitirdiği anda.
Karanlığın içindeki bin bir gözü seçer oldum.
Kırmızı yakan gözler.
Ama ben soğuktum nasılsa,kalbim bile atmıyordu bu kasvetli geçe de.
Nasılsa bana bir şey olmazdı değil mi?
Kalbim atmıyorken ne olabilir ki?
Hangi karanlık canavar kan damarlarımın içine girerek kalbime akamadan donan o soğuk kanı ısıtıp beni hayata döndürebilir?
Hangi ateş beni yakabilir bu gece?
Ben donmuşum,
Benim kalbim atmıyordu.
Ben ölmüşüm,Canlılığımı yitirmiş yeniden diriliyorum karanlık soğuk toprakta.
Kim dokunabilir tenime.
Kim cesaret edebilir ki?
                              B.T.
Bin bir karanlık anıma Merhaba!
Bu gecede yanınızdayım.
Sessizliğinize gömün,
Duymak,
Düşünmek istemiyorum.

Hiç yorum yok: