19 Ocak 2013 Cumartesi

Bir gün daha kayıp gidiyor ellerimden hem mutluyum hemde hüzünlü.
Aslında geçmesi beni her dakika evime o özgürlük anılarıma yaşantıma biraz daha yakınlaştırıyor.
Bu küçücük odada çok bunaldım.Tamam ben yalnız olmayı çok severim gerçi sadece kendim olsam .
Ama şu aralar pek bir gerginlik havası hakim etrafımda.Buda iğrenç kokular yayıyor.Mide bulandırıcı....
Ben mi insanları anlamıyorum yoksa onların mı bazı sorunları varda beni anlamak istemiyorlar tartışılır doğrusu.Tiribe girmeye gerek yok.Ben gayet rahatım.Boşuna afralar tafralar ama ne çare.
Cuma gelsede gözlerim otobüste kapayıp tanıdığım Biga yollarında açsam.
Bigayı hiç sevmem ama evim bir başka.
Kendim olarak yaşadığım tek mekan sanırım evim.
Annem haklıymış.
Bir gideyim özlemem rahat olurum ben yalnızlığı severim derdim hep.
Seviyorum sevmesinede çevren aynı mı kalacak Remula diyede sormalıydım kendime.
Sormadım.Çok güzel hayaller umutlar kurdum kafamda.
Umduğumu bulamadım.
Demeki hayat her zaman umulanı değilde öğrenmen gerekeni çıkarıyormuş karşısına insanın.
Ben burada bazı şeyleri umursamamayı,insanlara gereğinden fazla değer vermemeyi ve herkesi kendim gibi sanmamayı öğrendim.Aslında çokta pişman değilim ama ruhum fazla yıprandı,yoruldu.
Birazda bana yakın bir hayata ihtiyacım var...
Ruhum şu aralar yaşlı.
Siyah beyaz bir evrende sıkışmış,
Yorgun yorgun dolanıyor.
Sesi de çıkmıyor pek suskun,
Sadece tutunamadığı,
Hayatı izliyor.
Genç ruhum nerelerde,
Hangi loşluğun içinde sıkıştı?
Bilmiyorum...
Ama
Bildiğim bir şey var.
Ben böyle oldukça,
Her geçen gün,
Biraz daha bu yerde,
ÜŞÜYORUM.



Hiç yorum yok: